Bir ilişkide neden sürekli aynı sahnelere geri döndüğümüzü merak etmişsinizdir. Bir an aşırı yakınlaşmak, ardından kaçmak. Ya da sevdiğinin uzaklaştığını fark ettiğin an içine düşen panik. Bunlar tesadüf değildir; çoğu zaman çocukluktan getirdiğimiz bağlanma örüntülerinin yansımasıdır.
Dört temel bağlanma stili
Bağlanma kuramı dört temel stilden söz eder: güvenli, kaygılı, kaçıngan ve karmaşık (dezorganize). Her biri yakın ilişkilerde duygularımızı, ihtiyaçlarımızı ve karşımızdakine olan güvenimizi farklı şekilde düzenler.
Çocuklukta öğrendiğimiz bağlanma dili, yetişkinlikte konuştuğumuz sevgi dilini sessizce şekillendirir.
Bağlanma stili “değişmez” mi?
Hayır. Bağlanma stilleri büyük ölçüde plastiktir. Farkındalıkla, yeni güvenli ilişkilerle ve terapide üzerinde çalışmakla “kazanılmış güvenli bağlanma”ya doğru evrilebiliriz. Bu değişim bir gecede olmaz; ama mümkündür ve sıklıkla yaşanır.
Terapide önce mevcut bağlanma örüntünüzü birlikte tanırız. Hangi durumlarda hangi tepkilerin tetiklendiğini haritalandırırız. Bu farkındalık tek başına bile, otomatik tepki yerine bilinçli seçim için ihtiyaç duyulan ilk boşluğu açar.