Üzüldüğümüzde “üzülmemeliyim”, kızdığımızda “kızmamalıyım” diye kendimizi suçlamaya alışmışız. Oysa her duygu, içsel dünyamızdan gelen bir mesajdır; onu duymadan rahatlamak mümkün değildir.
Duyguların dili
Duygular birer “iyi” ya da “kötü” kategori değildir. Her birinin söylemek istediği bir şey vardır: korku bizi koruma ihtiyacımıza, öfke ihlal edilmiş bir sınıra, hüzün ise kayba dair işaret eder.
Duyguları susturduğumuzda, içimizdeki sesi de susturmuş oluruz.
İlk adım: fark etmek
Gün içinde ya da seans aralarında kendinize küçük bir soru sorabilirsiniz: “Şu an ne hissediyorum?” İlk başta cevap belirsiz olabilir. Zamanla bu sorgu, içsel iklim raporu gibi bir farkındalığa dönüşür.
Terapide bu farkındalığı sistematik olarak güçlendiriyoruz. Çünkü kendimizi anladığımız ölçüde, hayatla daha bilinçli ve özgür bir ilişki kurabiliyoruz.