“Bunu yapmam lazım, ama bir türlü başlayamıyorum.” Çoğu zaman erteleme hakkında düşündüğümüzde kendimizi tembellikle suçlarız. Oysa bilim, erteleme davranışının ardında çok daha karmaşık duygusal mekanizmaların yattığını gösteriyor.
Erteleme bir duygu düzenleme stratejisidir
Bir işle yüzleşmek bize kaygı, sıkıntı veya yetersizlik hissi veriyorsa, beynimiz bu olumsuz duygulardan kaçmak için bizi başka bir aktiviteye yönlendirir. Bu kaçış kısa vadede rahatlatır ama uzun vadede pişmanlık ve daha büyük bir kaygı üretir.
Erteleme, geleceğin sizden borç aldığı, bugün size verdiği geçici bir huzurdur.
Küçük adımlar büyük fark yaratır
Üzerinde durduğumuz işin küçük bir parçasına yalnızca 5 dakika ayırmak, beynimizdeki “büyük ve ezici görev” algısını parçalar. Süreci başlattığımızda devam etmek genellikle düşündüğümüzden çok daha kolaydır; çünkü asıl zor olan eşiği geçmektir.
Terapide ertelemenin altında yatan korkular ve inançlarla çalışıyoruz. Hangi durumlarda kaçındığımızı, neyi koruduğumuzu fark ettikçe; ertelemek yerine harekete geçmek bizim için zamanla daha doğal bir hâle dönüşüyor.